Falanca oyunu bir daha tekrar edilemeyecek kadar güzel oynamamız, yarın Filistin’deki bir çocuğu kurtarmayacak. Yaptığımız, o kadar büyük bir iş değil!
(denizonal gönderdi)
”-İsmini vermek istemiyorsun yani.
-İsmimi verirsem o da beni terk eder diye korkuyorum. Kuduz bir köpek kadar yalnızım. Yalnızlık… Yalnızlık , gece ayazında sabaha kadar beklemek gibidir. Isınmak için güneşin doğmasını beklersin ama o güneş hiçbir zaman doğmaz. Yalnızlık , bulmadığın sevgiyi başka yerlerde aramak gibidir. Ne yaparsan yap onu bulamayacağını bilirsin ama yine de denemekten vazgeçmezsin. Onun boşluğunu hep başka şeylerle doldurmaya çalışırsın. Yalnızlık , aynı havayı soluyup da bir türlü yan yana olamamak gibidir. Aldığın her nefeste onun kokusunu duymak istersin. Ama yapamazsın. Aldığın her nefes ciğerini acıtmaya başlar. Yalnızlık dediğin… Eski bir sandalyenin gıcırdamasıdır , yalnızlık. “
Madem toplu iğne kadar değersiz hayatım, öldükten sonra ruhum onunki gibi ölümsüz olacak niye korkayım ki ne anlamı var. Çağırıyo beni işte..
Leyla ile Mecnun #49
İnsan ne kadar unutmaya çalışırsa çalışsın geçmişini asla unutamaz.Hep bir iz bazen küçük bazense büyük bir iz kalır orada.Bu izleri öyle kolay kolay silemessin.Kimi zamanda herşeyi unutmuş gibi görünür ama hep küçük bi parça ona bütün geçmişi hatırlatır.
İnsan geçmişinden utanmamalı,korkmamalı her ne yaptıysa açık açık söyleyebilmeli.Bazen de işte onu orda öylece bırakip gitmek hiç birşey hatırlamamak istersin pişmanlıklarını, üzüntülerini çünkü ne kadar bağlı olsanda ne kadar çok sevsende yoluna devam etmek zorundasın.Ama tabi bunu yapmadan önce kendine şu soruyu sorman gerekiyor “ben herşeyi gerçekten unutmak istiyor muyum ?”
Ölmek,uyumak sadece!
Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin…
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak ama düş görebilirsin uykuda,o kötü.
Çünkü o ölüm uykularında sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
Ne düşler görebilir insan,düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına,
Zorbanın kahrına,gururunun çiğnenmesine
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş,
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasına iyi insanın?
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken
Kim ister bütün bunlara katlanmak?
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanları?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini…
Ve nice büyük,yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden
Bir iş,bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.William Shakespeare/Olmak ya da Olmamak
Mecnun : Sen ince ince bana mı yürüyodun deminden beri? Tövbe yarabbim ya. Gerizekalı. Gelmiş buraya arkadaşım diyo, benim diyo, arkadaşım diyo, görmüş diyo, mavi diyo. Tentene benziyomuşum da, kimse tenten acaba, tentene benziyomuşum. Çok yakışıklıymışım, karizmamdan ortalık sallanıyomuş, böyle baktım mı taş oluyomuş, benim işte. Benden bahsediyosun. Hepsi benim.
Ve bunları.. yani olmaz böyle bişey. Muhtarla müdür. Ya olabilir mi öyle bişey.-Muhtar ne yaptın?
- Valla seni seviyorum müdür.Olamaz. Mümkün değil. Tutmaz yani. İkili olarak tutmaz bi kere. Bunu nasıl böyle şeyaptın ya? Aa ne kadar saçma oldu o.
Benle dalga geçiyosun dicem, benle dalga geçiyosun şuanda o zaman.
Komik de bi de. Hey allahım ya sabahın köründe.
Sedef Leyla: Erdal abi , bize iki tane çay göndersene !
Mecnun: Bana da şu döner bıçağını versene ya !